Bilinçaltı, Evrensel Yasalar, Psikoloji, Psikoterapi

ANDA OLANA BAK; SANA HER ZAMAN BİR ŞEY SÖYLER

Tam siz birini düşünürken telefonunuzun çaldığı ve o anda o kişinin sizi aradığı oldu mu? Ya da dünyanın bir ucunda, pek de popüler olmayan bir şehrin sokaklarında gezerken yıllardır görmediğiniz bir tanıdığınızla karşılaştığınız? Veya kafanızda bir sorunun cevabını ararken instagram akışında tam da o soruya denk gelen bir paylaşımın önünüze çıktığı? Sanırım siz de sayısız kez yaşadınız bunu benim gibi.  Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung’un “eşzamanlılık” adını verdiği bir ilke bu. Yalnızca “tesadüf” diyerek açıklanmayacak derecede anlamlı rastlantılar bunlar; tevafuklar… Jung’un kendisi de bu konuyla ilgili sayısız deneyim yaşamış. Örneğin, Jung’un genç bir kadın hastası ona gördüğü bir rüyayı anlatmaktadır. Rüya altın bokböceği hakkındadır. Kadın konuşurken Jung pencerede bir tıkırtı işitir ve camı açtığında aynı böcek familyasından, altın bokböceğinin o yöredeki muadili olan bir böcek bulur. Bu olay kadın hastayı çok şaşırtır ve kendisiyle ilgili önemli bir farkındalığa ulaşır. Bu böcek arketipsel olarak bir yeniden doğuş sembolüdür çünkü.

Eşzamanlılık aynı anda ortaya çıkan, anlamlı ama nedensel olarak birbirine bağlı olmayan iki veya daha fazla olayın zamanda rastlaşması veya kesişmesidir. Elbette klasik fiziğin bildiğimiz neden sonuç ilkesiyle örtüşmez bu durum. Tam da kuantum fiziğinin konusudur.

Fizikçi Daniels Bohr, elektronlar ya da fotonlar gibi atom altı parçacıkların bir kez temas ettikten sonra birbirlerini tanıdıkları ve aralarında kilometreler dahi olsa birbirlerini hissederek zamandan ve mekândan bağımsız olarak, eş zamanlı olarak etkileşime geçtiklerini keşfetmişti. Buna dolanıklık ilkesi deniyor. Bu bağlamda tüm canlılar ve nesneler de atom altı parçacıklardan oluştuğuna göre, iki farklı nesnenin ya da varlığın zaman ve uzaydan bağımsız olarak birbirinden haberdar olup senkronize bir şekilde işlem yapabilmesi mantıklı görünüyor.

Aynı şekilde klasik çift yarık deneyini düşünelim. Elektronlar tek tek atıldığında madde parçacıkları olduğu halde arkadaki levhada madde özelliği değil de dalga etkisi gösterir. Bunun nedenini anlamak için deliklerin olduğu levhanın arkasına kamera yerleştirilir ve bir şekilde elektronlar bu kez parçacık özelliği gösterir. Elektronlar adeta gözlemlendiğinin bilincindeymiş gibi davranırlar. Yani gözlemcinin varlığı deneyin sonucunu değiştirir. Peki, biz de başımıza gelen eşzamanlı olayları gözlemleyerek hayatımızda değişiklikler yaratabilir miyiz? Yani eşzamanlı olayları gözlemleyerek kendi deneyimlerimizi ve olayların sonucunu değiştirebilir miyiz? Daha da kuantumvari bir soru: Eşzamanlılığı gözlemlersek başka, gözlemlemezsek daha farklı sonuçlar mı elde ederiz?

Biz de başımıza gelen eşzamanlı olayları gözlemleyerek hayatımızda değişiklikler yaratabilir miyiz? Yani eşzamanlı olayları gözlemleyerek kendi deneyimlerimizi ve olayların sonucunu değiştirebilir miyiz? Daha da kuantumvari bir soru: Eşzamanlılığı gözlemlersek başka, gözlemlemezsek daha farklı sonuçlar mı elde ederiz?

Görsel: Agata Blaszczyk

Danışanlarımla eşzamanlılığı o kadar sık yaşıyoruz ki, artık şaşırmıyoruz. Şaşırmamakla kalmıyor bunların “okumasını” birlikte yapıyoruz. Geçenlerde bir danışanım, iş yerinde sorun yaşadığı bir arkadaşıyla ilgili çalışmak istediğini söyledi. Eskiden yakın arkadaş olan iki kişi birbirlerini arayıp sormuyorlar ve kovid sürecinden dolayı da karşılaşmıyorlardı. Biz danışanımla bu konu üzerine çalıştık. Nerelere kırgınlık yaşadığına, hayatında daha önce benzer durumlar yaratıp yaratmadığına baktık. Elbette sorunu yalnızca iş arkadaşı değildi, çünkü iş arkadaşı hayatındaki önemli ötekilerden birinin yansımasıydı sadece. Zaten hayatımızdaki herkes ve rüyalarımızda gördüğümüz her insan da dahil üç önemli ötekiden “yani anne, baba, kardeşten biridir.  Dünyaya bu aktarımlarla bakarız hepimiz. Biz konuyu çalışıp temizledikten iki gün sonra danışanım arkadaşının onu aradığını yazdı. Onunla yeniden barışmayı isteyen danışanım için güzel bir gelişmeydi.  

Kendimden bir örnek vereyim. Birçok teknik bilmeme rağmen çözemediğim bir konu vardı. Çıkmaza girmiştim, neden çözemediğimi bulamıyordum. Sanki bir enerji kilitlenmişti ve sonunda yaşayacağım maddi bir kayıp söz konusuydu. Kendisi Access bar eğitmeni olan bir arkadaşımla karşılaştık, ona bu konudan bahsettiğimde tam da az önce bu konuyla ilgili yeni prosesler (teknikler) öğrendiğini, hatta içinden “ne ilgisi var bunların benimle, ben hayatımda böyle bir durumla hiç karşılaşmadım” diye geçirmiş olduğunu söyledi. Arkasından ben ona bu konudan bahsetmişim. Tekniği uyguladık ve ertesi gün, tam bir gün sonra sorun çözülüverdi. Bir daha açılmamak üzere o konu kapandı.

Yine geçenlerde kendi üzerimde çok çalıştığım ama bir boyutunu atladığım bir konu, bir dizideki karakterin ağzından adeta bana söylendi. Hemen not aldım ve üzerine çalıştım.

Dünyadan popüler bir örnek: X Faktör isimli şarkı yarışmasının birincisi James Arthur aslında şarkı söylemektedir ama henüz bunu meslek olarak yapmayı düşünmemektedir. Arkadaşları X Faktör yarışmasına katılması konusunda ısrar etseler de o bu konuda gönülsüzdür. Bir süre sonra şarkı söylerken bir adam tarafından çok beğenilir, kesinlikle profesyonel olarak devam etmesi gerektiğini söyler bu adam. O sırada adamın tişörtünde kocaman bir ”X” yazmaktadır. Bunu gören Arthur yarışmaya katılır ve yarışmanın birincisi olur. Bunun gibi  son anda gördüğü bir işaretten dolayı uçağa veya trene binmekten vazgeçip ölümcül kazalardan kurtulan sayısız insan hikayesi vardır.  Sürekli aynı sayıların karşına çıktığını söyleyen veya her saate baktığında 11:11 gibi tekrarlayıcı rakamlarla karşılaşanlar da vardır.

Evrenin (sistemin, hayatın, Yaradanın) bize yardım etmek için işaretler ve insanlar göndermesi bir gibi bir çalışma prensibi var. Algılarımızı açıp genişletirsek, farkındalık oluşturacak şekilde niyet edip antenlerimizi açarsak cevaplar pek çok yolla gelebilir: Bir arkadaştan, eşten dosttan, televizyondan, radyodan, yol kenarındaki bir tabeladan bile. Rüyalar da böyledir. Size sizden yazılan mektuplardır.

Bedenimizdeki hastalıklar yalnızca fiziksel deyip duruyoruz. Ağrıyan, sorun çıkaran bir organ ya da bir bölgemiz hayatımızda yanlış giden bir davranış veya düşünce kalıbını değiştir demenin bir yoludur. Aynı şekilde bedenimizin hangi bölgesinden kilo aldığımız bile özel bir konuyu anlatmaktadır. Anda kalmayı başarıp farkındalıkla baktığınızda sokakta yürürken bile size görmeniz gereken gösterilecektir. O ünlü alıntıdaki gibi: Bir şeyi gerçekten istediğin zaman, arzunu gerçekleştirmeni sağlamak için bütün evren işbirliği yapar.