Bilinçaltı, Psikoloji, ThetaHealing, Şifa

KALBİN VE AKLIN BAĞLANTI NOKTASI: BOYUN FITIĞININ DUYGUSAL SEBEPLERİ

Ruh, beden ve zihin birbirinden bağımsız düşünülemeyecek, mükemmel bir yapı ve bütünlük. Birindeki hasar, diğerlerini etkiliyor; birindeki iyileşme diğer ikisini de şifalandırıyor. Bunun aksi düşünülemez.

Boyun fıtığı

Neredeyse kadınların üçe ayrıldığını düşüneceğim. Boynuyla ilgili sorun yaşayanlar, beliyle ilgili sorunu olanlar ve diz ağrıları çekenler… Sadece kadınlar da değil elbette, kadın erkek herkes hayatının bir döneminde bu tarz rahatsızlıkları bedeninde yaratabiliyor. Çoğu zaman “çok uzun süre masa başında çalıştım, ondan boyun fıtığı oldum”, “kilo aldım, yüklendim, ondan belim ağrıyor”, “yanlış bir hareket yaptım, dizimi incittim” ya da “bu rahatsızlık bizim ailede genetik” diye düşünmek bu sorunları çözmek için yeterli olmuyor.

German New Medicine’a (Dr. Ryke Geerd Hamer) göre her hastalığın altında kendine özel bir duygusal sebep var. Buna hastalığın duygusal çatışması deniyor. Hastalıkla ilgili metafor cümlesi neyse beden bu cümleyi gerçek kılıyor. Her organ, her kemik, her doku ve her eklemin ayrı bir çatışması var. Gerçek bir iyileşme ancak duygusal sebepler zihinde çözüme ulaştırıldığında ve tabii ki doğru bir tedavi ile desteklendiğinde gerçekleşiyor. Hatta çoğu zaman sadece duygusal travmayı çözmek de yüzde yüz iyileşme sağlıyor. Zaten hastalık, beyin yaşadığı travmayı çözemeyip bunu bedene aktardığı için oluşuyor.

Ruh, beden ve zihin birbirinden bağımsız düşünülemeyecek, mükemmel bir yapı ve bütünlük. Birindeki hasar, diğerlerini etkiliyor; birindeki iyileşme diğer ikisini de şifalandırıyor. Bunun aksi düşünülemez.

Bugün uzun yıllar boyun fıtığı ile uğraşmış danışanımın ağrılarının neredeyse sıfıra inmiş olması sebebiyle bu yazıyı kaleme alıyorum. Bu yazının boyun fıtığından mustarip, ağrı çeken insanlara ilham olması ve hastalığın zihinsel süreçleriyle ilgili fikir vermesini umuyorum.

Boynumuz yedi adet omurdan oluşuyor. Omurlarımız arasında hareket edebilmemizi sağlayan diskler yer alıyor. Bir omuru diğerine bağlayan en önemli yapı olan disk kuvvetli bağ dokusundan oluşuyor ve omurlar arasında yastık ya da darbe emicisi gibi görev yapıyor. Boyun, bedenimiz üzerinde çok önemli bir organ. Gövdemizi ve başımızı birbirine bağlayan bir köprü gibi. Bedenle beyni bağlayan bir köprü olması metaforuyla kalbimizle aklımız arasındaki dengenin de önemli bir aracı olarak görebiliriz boynu.

Boynumuzu sağa, sola, arkaya doğru esneklikle çevirebilmemiz gereklidir. Bu esnekliktir, bizim görüş açımızdır. Bir meselenin diğer yönlerini görmektir. Ama bazen bir meselenin diğer yönlerini görmek istemeyiz. Bakmak istemediğimiz yönler olabilir. Bir konuda inat edebiliriz. İnatçılık hayatımızın merkezine oturmuş olabilir. Görüş açımız dar olursa sağlıklı kararlar almamız, olayları doğru değerlendirmemiz mümkün değildir. Boyun alanındaki sorunlar inatlaşma, direnme gibi içsel karmaşıklıklar gibi temalardır.

Boyun fıtığının en öne çıkan belirtisi şiddetli ve geçmeyen boyun ağrısıdır. Fıtığa bağlı gelişen ağrılar; sırta, kürek kemiğine, omuza, başın arka tarafına ve parmak ucuna kadar inen ağrılardır.

Gelelim boyun fıtığına…. Boyun fıtığının en öne çıkan belirtisi şiddetli ve geçmeyen boyun ağrısıdır. Fıtığa bağlı gelişen ağrılar; sırta, kürek kemiğine, omuza, başın arka tarafına ve parmak ucuna kadar inen ağrılar şeklinde görülebilir.

Yeni Alman Tıbbı’na göre kemikler, tendonlar, bağ dokusu, bağlar, kaslar beyindeki serebral medulla tarafından  kontrol edilir. Bu bölgelerle ilgili biyolojik çatışmalar, çoğunlukla kendini değersiz hissetme ile ilgili konulardır. Örneğin, kişi kendini başkalarıyla karşılaştırır ve kendini daha önemsiz hisseder. Boynun, bedeni baş bölgesine bağladığını söylemiştik. Dolayısıyla boyun fıtığının çatışması, zihinsel değersizlik, entelektüel olarak kendini değersiz, aptal, başarısız hissetmekle bağlantılıdır.

Danışanımla çalışırken aslında önceliğimiz boyun fıtığı değildi. Ondan önce “değersizlik”, “yetersizlik”, “özgüven” ve “duygusal ilişkiler” ile ilgili çalışıyorduk. Birkaç seansımızda ağrıları dayanılmayacak seviyelere gelip ağrı kesiciler fayda etmeyince, boyun fıtığının ondaki sebeplerinin derinine indik. Ne olmuştu da bu kişi boyun fıtığını yaratmıştı? Ve bu ağrılardan kurtulamıyordu? Elbette her hikaye kişiye özeldir, kişinin nerede bir hastalık programına start verdiği o kişinin kendi öznel hikayesinde gizlidir ancak çalıştığım vakalarda şu iki tema mutlaka ön plana çıkıyor ve artık beni şaşırtmıyor.

Fıtığın iki temel psikolojik süreci:

  1. Aşırı sorumluluk taşıdığını hissetmek, zorlanma-hayatın yükleri
  2. “Kopmuş ilişkiler” ve “uyumsuz ilişkiler…”

Özellikle ikinci madde yeni alman tıbbının “entelektüel olarak (aklı, zekası, düşünme şekliyle) değerin düşmesi” temasıyla örtüşüyor. Danışanımda bunların tamamı vardı. Boyun fıtığının geçmesini sağlayan son seansımızda özellikle onun hayatındaki “kopuk” ilişkilere odaklandık. İlkokul, üniversite ve yetişkinlik dönemlerinde kendini etrafındaki insanlardan kopuk, dışlanmış, reddedilmiş olarak hissettiği tekrar eden temalar vardır. Başarılı olmasına rağmen kendisini iş ve aşk konularında tercih edilmeyen kişiymiş gibi hissetmesiyle ilgili kök inançları vardı. Özellikle bir ilişkisi, “kopmuş, zedelenmiş” ilişkiler temasının dışa yansımasaydı.

Bir başka danışanım, boynundaki her fıtıkta aile bireylerinden birini taşıyordu. Annesini, kız kardeşini, erkek kardeşini ve onlardan kaynaklı yükleri sembolize ediyordu fıtıklar. Bu yükler ve aşırı sorumluluk danışanın boynunda taşıyabileceğinden çok fazla ağırlık yaratıyordu.

Bir hastalık çalışıyorsak ben her zaman o hastalığın başladığı zamanda ne olduğu, kişinin aklından hangi cümle geçtiğini ve hissini bulurum. Bu ifade hastalığın bedende neden tutulduğuna dair fikir verir bize. Fıtık aynı zamanda kişinin kendisi ve çevresiyle verdiği savaşı temsil eder. Mükemmeliyetçilerde görülür. Hayatında her şey yolunda gitsin diye çok çaba sarf ettiğini hissedenler, fazladan sorumluluk yüklenenler, özellikle aldatılma hikayesi olanlar, kendini kontrol için çok çabalayanlarda…

Bu bahsettiğim konuları okuduğunuzda sizde bir şeyler titreştiyse ve geçmeyen bir boyun rahatsızlığınız varsa bir uzmandan yardım almanızı öneririm. Eğer bir uzmana erişiminiz henüz yoksa hayatınızı yeniden ele alıp hastalığı nerede neden başlattığınız yönünde düşünmenizi öneririm. Özellikle kendinizi entelektüel yani zihinsel açıdan değersiz hissetme ve kendiniz olmakla ilgili konularınıza bakabilirsiniz.

Hangi ilişki kalp beyin bağlantınızı zedeledi?

Hangi konuda değersizleştirildiniz?

Hangi konuda size yukarıdan bakıldı?

Belki zekanızla dalga geçildi, belki kendinizi aptal hissettiren bir patronunuz oldu?

Belki arkadaşlarınız sizi dışladı?

Belki evleneceğiniz kişinin ailesi tarafından beğenilmediğinizi düşündünüz? Çalıştığınız iş yerinde performansınız yetersiz bulundu?

Bu sorularla ilgili doğru travmalara gidip şu olumlu kalıpları ve bakış açılarını hayatınıza yerleştirmek sizi hafifletecektir.

“Zihnim hafif ve uyumlu.

Kendimi seviyorum ve onaylıyorum.

Kendim olmakta özgürüm.

Kendim olmayı seçiyorum.”

Kaynaklar:

Tüm hastalıkların zihinsel nedenleri, Louise Hay

Evet derseniz olur, Yeşim Kuzu

Küçük beyaz şifa kitabı, Nil Gün

Bioreprogramming ders notları, Isabelle Benarous