Bilinçaltı

Evrensel Yasalar ve Beyin Haritaları

Yazı

İnançlarımızı yaşadığımız deneyimler sonucu mu elde ederiz yoksa inançlarımıza dayanan deneyimler mi yaratırız?

İlk bakışta her iki önerme de doğru gibi geliyor ama insanların çoğunluğu inançlarımızın deneyimler sonucu oluştuğunu düşünüyor. Evrensel yasalar ise ikincisinin geçerli olduğunu söylüyor. İnandığımız ya da olmasını beklediğimiz şey, zaman içinde bilinçaltı düzeyinde bizim gerçekliğimizi şekillendiriyor.

İçinde yaşadığımız evreni anlamak kendimizi anlamaktan geçiyor. Doğudan batıya tüm öğretiler değişimin insanın özünü görmesiyle başlayacağını yani içeriden dışarıya doğru olacağını söylüyor. Yani neyi değiştirmek istiyorsak önce kendimiz değişeceğiz. Bilim de evreni anlamak için daha derinlere atom altı seviyelere, atomdan da küçük parçacık düzeyine inmiyor mu? Klasik fiziğin bazı durumları açıklamada yetersiz oluşu bu kadar derinlere inilmesine sebep değil mi?

Makronun Bilgisi Mikronun İçinde

Kuantum teorilerinin hayatımıza uygulanışı artık ev hanımlarına kadar sirayet etmiş durumda. Hepimizin bildiği gibi madde atomlardan oluşuyor. Atom bir çekirdekte bulunan proton ve nötronlardan ve çekirdeğin etrafında orbitallerde bulutlar şeklinde dönen elektronlardan oluşuyor. Proton ve nötronlar kuarklardan, kuarklar ve elektronlar sicimlerden oluşuyor. Kuantum sicim kuramına göre sicim teorisi maddenin ve dolayısıyla evrenin titreşen atom altı enerjilerden oluştuğunu söylüyor.

Her şey bir enerji formu ve zihinlerimiz bu enerjiyi tezahür ettiriyor. Anne rahmine düştüğümüz andan itibaren bilinçaltımıza programlı inançlar ve beklentiler depoluyoruz. Yani “insanlar güvenilmezdir” cümlesine inananlar hayatları boyunca bu inancı doğru çıkaran örneklerle karşılaşıyorlar. Beklediğimiz ve inandığımız şey hayatımızda ortaya çıkıyor. Çünkü biz o beklentilerimizle mikro boyutta psiko-fiziksel güçleri harekete geçiriyoruz.

Bunun nasıl olduğunu iki açıdan anlatmaya çalışacağım. Birincisi “benzer benzeri çeker” yasası. Hayatımıza giren veya girmesini istediğimiz şeylerle sürekli temas halindeyiz. Eğer kendimizi iyi hissettirecek, bize iyi gelecek şeylerin hayatımıza girmesini istiyorsak bizim enerjimizin de benzer bir titreşim yayıyor olması gerekir. Aksi takdirde negatif unsurlar negatif unsurlara doğru çekilir. Negatif dediğimiz şey bizi atıl bırakan, aşağıya çeken, hasta eden ve faydadan çok zarar veren unsurlardır.

İkinci açı nöropsikolojik bir değerlendirmedir. Bir şeyi ne kadar çok uygularsak beynimizi değişime o kadar çok eğitmiş oluyoruz. Kanadalı nöropsikolog Donald Hebb “Birlikte ateşlenen nöronlar birlikte bağlanır” der. Bir deneyimi tekrar ettiğimiz her seferde, deneyim bizde daha yerleşik hale gelmektedir. Yeterli miktarda tekrarlama ile bu otomatik bir hal almaktadır. Bu yeni deneyime ilişkin duyguları ve hisleri tekrar tekrar hissettiğimiz zaman yalnızca beynimizdeki yapılar birlikte bağlanmakla kalmayıp aynı zamanda seratonin, dopamin ve oksitosin gibi iyi hissetmemizi sağlayan hormonların salınımını da harekete geçirebiliyoruz.

Yani biz beyin haritalarımızdaki sinir hücreleri arasındaki bağlantıları doğru yönde dönüştürebilirsek ve kendimizi bu haritaya eşlik eden güzel duygularla tanımlayabilirsek “zaman içinde bu güzel duygular bize tanıdık gelmeye başlar ve temelimiz geçici olarak sallandığında bile kendimizi sağlam zemine döndürme becerimize güvenmeye başlarız.” [1]

Aynı kolejde okuyan üç popüler genç bir psikoloji deneyinde yer alırlar. Birkaç hafta boyunca çok hoş ama son derece utangaç, sade görünüşlü, pek popüler olmayan bir kıza sanki çok çekici ve popülermiş gibi nazik ve dostça davranırlar. Sonuç olarak genç kızın giyim kuşam ve davranışlarında dikkat çekici değişikliler gerçekleşir.

Genç kız daha önce reddedilme ve önemsenmeme beklentisi içindedir ve bu beklentisi gerçekleşmiştir ancak yaşadığı yeni deneyim onun beklentisini değiştirir. Böylece yeni bir hayat deneyimi yaratır. Genç kız çekici olduğu ile igili yeni inançlar oluşturur ve deney sona erdiğinde artık hayatı geri döndürülemez şekilde değişir.

Buna benzer araştırmalardan biri Dr. Kenneth Pelletier tarafından yürütülen uzun ömürlü insanlar üzerine yapılan bir çalışmadır. Araştırmaya göre uzun ömür yaşayan insanların ortak özellikleri beslenme ve egzersizin yanı sıra daha az hastalığa yakalanmış olmaları, dinç bir görünüme, mizah duygusuna ve keyif alacakları bir işe sahip olmalarıydı. Bunlara ek olarak uzun ömürlü olan insanların uzun ömürlü olmayı gerçekten bekleyen insanlar olduğu ortaya çıkıyordu. Uzun süre yaşamayacağını düşünen insanlar diğer etkenlere rağmen uzun yaşamıyorlardı.

Bunun adı “beklenti yasası”dır. Elbette bu yasaya girişin anahtarı bilinçaltından geçiyor. Çünkü bir insan çok başarılı olmak isteyebilir ama bilinçaltında aslında başarılı olmaktan korkabilir. Parayla ilgili hayalleri vardır ama bilinçaltında paranın “kendisini bozacağına” inanabilir. Tam tersi de geçerlidir. Bilinç düzeyinde kansere yakalanmaktan korkan biri illa hasta olacak anlamına gelmez. Çünkü bilinçaltında böyle bir korku kayıtlı olmayabilir.

Başa dönelim. Tüm öğretiler önce içimize dönmekten geçiyor demiştik. Benzerlik ve beklenti yasası üzerine çok fazla şey yazılabilir ve örnekler çoğaltılabilir. En doğrusu yaşantılarımızı bu yasalarla uyumlu hale getirmek bence. Hepimizin bildiğini varsaydığım ama hem kendim için hem de sizin için tekrar etmekte beis görmediğim birkaç öneriyle yazımı bitiriyorum. Öncelikle kendimizi çaresiz ve yetersiz hissettirecek olaylardan ve bu olaylar hakkında konuşmaktan uzak duralım. Sosyal medyayı ve interneti kendimize faydalı olanı araştırmak ve hayata katkı sağlamak için kullanalım. Son olarak bizi umutsuzluğa düşüren, pişmanlık, öfke, kızgınlık gibi duyguları tetikleyen sözlerden ve insanlardan uzak duralım.

Kaynaklar:

[1] Wolynn, M. (2016). Seninle Başlamadı, İstanbul: Sola Unitas,

Milman, D. (2017). Hayatınızın Amacı Doğum Tarihinizde Gizlidir, İstanbul: Akaşa Yayınları

Güner, M. (2018). Niyet Defteri, İstanbul: Destek Yayınları

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s